<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414</id><updated>2012-02-16T19:42:38.560+02:00</updated><category term='Ordan-Burdan-BirazdaŞurdan'/><category term='Etkinlikler'/><category term='Özel Bölüm'/><category term='Kitaplarım'/><category term='Yüreğimi Titreten ŞİİRLER'/><category term='Sağım Solum Ebe SOBE'/><title type='text'>Asiye'nin penceresi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>17</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-8153368922630348354</id><published>2008-06-07T14:54:00.013+03:00</published><updated>2008-06-13T13:02:21.028+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>THE SECRET</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;TÜM DÜNYADA SATIŞ REKORLARI KIRAN "THE SECRET" 3 NİSAN İTİBARİYLE TÜRKİYE'DE SATIŞA SUNULDU &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/SEp7sN9wG8I/AAAAAAAAAjg/5sgxQsklIp8/s1600-h/secret.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209111918600526786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/SEp7sN9wG8I/AAAAAAAAAjg/5sgxQsklIp8/s320/secret.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;the Secret&lt;br /&gt;Rhonda Byrne&lt;br /&gt;Çeviri: Can Üstünuçar&lt;br /&gt;MİA Yayınları&lt;br /&gt;Kitabın Alındığı Fiyat: Oğlumun Anneler Günü Hediyesi&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih: 11 Mayıs 2008&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 198&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Şu an elinizde tuttuğunuz şey &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Büyük Bir Sır...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;"Bu sırrın ne olduğunu söyleyemem.Tek söyleyebildiğim varolduğu." &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;(Alexander Graham Bell-Telefonun Mucidi)&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çağlar boyu nesilden nesile geçerken, bir çok insan ona göz dikti, onu gizledi, kaybetti, çaldı, büyük paralar karşılığı satın alanlar oldu. Tarihteki en önemli insanların bazıları yüzyıllar kadar eski olan "Sır"ra vakıf olmuşlardı. Eflatun, Galileo, Beethoven, Edison, Carnegie, Einstein ve diğer mucitler, bilim adamları ile büyük düşünürler "Sır"rı biliyorlardı; ve şimdi "Sır" dünyaya açıklanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Sır"rı öğrendiğinizde, istediğiniz her şeyi elde etmeyi, yapmayı, ya da istediğiniz her şey olmayı da öğrenmiş olacak; asıl kimliğinizi bulacak ve hayatta sizi bekleyen gerçek ihtişamın ne olduğunu göreceksiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sizce dünya nüfusunun sadece %1'lik bir kısmını oluşturan bir kesimin tüm maddi gelirin %96'sına sahip olması bir tesadüf mü?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Olağanüstü bir servete sahip olmak ister misiniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhteşem bir malikanede yaşamak ister misiniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ömrünüz boyunca hiç sıkıntıya düşmeden bolluk, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bereket içinde yaşamak ister misiniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ruh eşinizi bulmak ya da huzurlu, mutlu bir evlilik yaşamak ister misiniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peki kendinize sorun. Gerçekten ne, ama ne istersiniz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Amaçlarınıza ulaşmak için bu kitabı kullanmaya başlayabilirsiniz. Yaşamınızdaki herhangi bir şey için bir cevap, bir rehber arıyorsanız, sorunuzu sorun, cevap alacağınıza inanın ve bu kitabı rastgele açın. Açılan sayfada aradığınız cevabı ve tavsiyeyi bulacaksınız.&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;"Sır tüm olmuşların, olanların ve olacakların cevabıdır."&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;(Ralph Waldo Emerson-Filozof)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Hayatınıza giren her şeyi, kendinize çeken siz kendinizsiniz. Bunu zihninizde tuttuğunuz imgelerin erdemiyle, düşüncelerinizle yapıyor; zihninizden geçirdiklerinizi kendinize çekiyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Aslında tüm dinler ve medeniyetler bu "SIR" ın bilgisini bize verdiler. Kitabı bir solukta okuyacak, yaşamış olduğunuz bir çok tecrübeyi okudukca hatırlayacak, şaşkına döneceksiniz. Bu kitapta herkes kendinden birşeyler bulacak..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Benzer Benzeri Çeker&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;Dileğinizi kafanızın içinde şekillendirip, baskın düşünceniz haline getirdiğiniz takdirde onu mutlaka hayata geçirirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;-------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kötüyü Değil İyiyi Çekmek&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Çekim yasası "hayır" ları, "değil" leri, "olmaz" ları yada diğer olumsuzluk belirten sözcükleri hesaba katmaz. Siz olumsuz cümleler kurduğunuzda çekim yasası bunları şöyle kaydeder:&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;"Saçımın kötü kesilmesini istemiyorum".&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;"&lt;em&gt;Saçımın kötü kesilmesini istiyorum".&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;"Tartışmak istemiyorum".&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;em&gt;"Daha çok tartışmak istiyorum".&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;"Benimle böyle konuşma".&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;em&gt;"Senin ve başkalarının benimle böyle konuşmasını istiyorum".&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Yaşadıklarınızdan şikayet ediyorsanız, çekim yasası size şikayet edeceğiniz daha fazla şey getirecektir.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;em&gt;------------------------------&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Kendinizi moralsiz hissettiğinizde, bunu çabucak değiştirebileceğinizi biliyor musunuz? Güzel bir müzik çalarak yada şarkı söyleyerek ruh halinizi değiştirebilirsiniz. Güzel şeyler düşünmek de işe yarar. Bir bebeği ya da çok sevdiğiniz birini düşünün ve bu düşüncede kalın.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;------------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sır Nasıl Kullanılır?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;"Sır" da kullanılan Yaratım Süreci, isteklerinizi üç adımda gerçekleştirmenize yarayacak basit bir klavuzdur:&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;1.Adım İstemek&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Gerçekten istediğiniz şey nedir? Oturup düşünün ve bunu bir kağıda yazın. Yazarken şimdiki zaman kipi kullanın.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;2.Adım İnanmak&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....Mutlak inanç, görünmeyene inanmaktır. Dileğinizi elde ettiğinize inanmalısınız. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....İnancınız tam ve eksiksiz olmalı. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;3.Adım Almak&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....Dileğiniz size ulaştığında kendinizi nasıl hissedecekseniz şimdi de öyle hissedin. Bunu şimdiden yapın.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;-------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;"İnanarak, yakararak istediğin ne varsa, hepsini alacaksın."&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;--------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bedeniniz ve "Sır"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;.... kilo vermek isteyen insanlar için&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;...."kilo verme konusunu" kafanızdan uzaklaştırın. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....şişmanlığı "şişmanlığa dair" çok fazla düşünmesinden ileri gelmektedir. "Formda olmayı" düşünen biri, şişman olamaz.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;--------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Minnettarlığın Güçlü Etkisi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Şükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir.&lt;br /&gt;....Sahip olduklarııza karşı, nankörlük ederseniz, daha fazlasını yaşamınıza getirmeniz imkansızlaşır. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....Çünkü, nankörlük&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....olumsuzdur. Kıskançlık, alınganlık, doyumsuzluk, "açgözlülük" de, size istediğinizi getiremeyecek duygulardandır.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Çekim yasası, benzer benzeri çeker der. Hepimiz birer mıknatısız ve elektrik yükleyerek oluşturduğumuz mıknatıs etkisiyle, istediğimiz her şeyi kendimize çeker, kendimizi onlara doğru çekeriz.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Bir şeyi isteyip, hissedip inanırsanız, onu elde edersiniz.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;--------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;.... "BEN...İM" sözlerini kendi yararınıza kullanmaya başlamanız iyi olmaz mı? "Bütün iyi şeyler benim olur" cümlesine ne dersiniz? "BEN mutluYUM, BEN bereketliYİM, BEN sağlıklıYIM, BEN sevgiYİM, BEN dakikiM, BEN ebedi gençlikİM, BEN hergün enerji doluYUM." &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;-------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Bizler sınırsız yaratıklarız. Bir üst sınırımız yok. Beceriler, yetenekelr, Tanrı vergisi özellikler ve güç bu gezegendeki herkesin içinde var, ve bunların sınırı yok.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;...&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Bütün gücünüz, o gücün farkında olmaktan ve bu bilinci kaybetmemekten geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Onu başıboş bırakırsanız, beyniniz raydan çıkmış bir buharlı trene benzeyebilir. Geçmişte yaşadığınız kötü olayları alıp, geleceğimize yansıtarak sizi geçmişinizden de, geleceğinizden de koparabilir. Şimdiki zamanda yaşadığınızın farkına vardığınız takdirde, ne düşündüğünüzü bilirsiniz. Böylece, düşünceleriniz üzerinde kontrol kazanmış olursunuz. Gücünüzün kaynağı da buradadır.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Peki daha çok farkındalığı nasıl kazanacaksınız? &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;.... durup kendinize; "Şu an ne düşünüyorum? Şu an ne hissediyorum?" diye sormaktır. Bunu kendinize sorduğunuz an, duygu ve düşüncelerinizi fark ettiniz demektir, çünkü beyninizi şimdiki zamana geri getirmiş olursunuz.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;------------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Çevrenizdeki her şeyi fark edin, çünkü sorularınız gün içinde her an yanıtlanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;-----------------------&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;.... gayeniz, söylediğiniz şeydir. Göreviniz, kendinize yüklediğiniz misyondur. Hayatınız kendi oluşturduğunuz yaşantıdır.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;.... "Keyif almadığın işi yapma!"&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;.... Neşe, sevgi, özgürlük, mutluluk, kahkaha. Olay budur.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-8153368922630348354?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/8153368922630348354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=8153368922630348354&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/8153368922630348354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/8153368922630348354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/06/secret.html' title='THE SECRET'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/SEp7sN9wG8I/AAAAAAAAAjg/5sgxQsklIp8/s72-c/secret.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-608968153442997011</id><published>2008-03-05T17:43:00.000+02:00</published><updated>2008-03-05T17:44:01.682+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özel Bölüm'/><title type='text'>Geldim / Kaldım / Güldüm / Öldüm</title><content type='html'>Bugün doğum günüm. Sabah erkenden kimse aramadan çıkacağım dışarı. Sabah daha gün ışımaya yeni başlarken. Dünyanın her yerinde sabahlar aynıdır. Fazla bir fark olmaz aralarında, insanı kendine getirir. Sokağımın başına yürüyeceğim, tıpkı her doğum günümde yaptığım gibi. Sabah soğuk ve ben doğum günümde kimseyle konuşmadan dolaşacağım mısralar okuyarak. Sabahların her yerde aynı olduğunu bilerek savuracağım mısraları havaya.En sona son şiiri saklayacağım;&lt;br /&gt;“Gelsene dedi bana / Kalsana dedi bana / Gülsene dedi bana / Ölsene dedi bana / Geldim / Kaldım / Güldüm / Öldüm” Nazım Hikmet&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7cc5fa007d587b40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v6.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7cc5fa007d587b40%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331655006%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3278D1A5302F6C5E37D504B8BA02D9790AEEE122.3EEFED55E8257B61B1229EDA24866474363B3ADA%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7cc5fa007d587b40%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DJ3GdZkU-j-DsG6RPkgJqs_aO9tY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v6.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7cc5fa007d587b40%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331655006%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3278D1A5302F6C5E37D504B8BA02D9790AEEE122.3EEFED55E8257B61B1229EDA24866474363B3ADA%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7cc5fa007d587b40%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DJ3GdZkU-j-DsG6RPkgJqs_aO9tY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eve döndüğümde şaşkınlık içinde kaldım :) Teşekkürler canlarım..&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-608968153442997011?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/608968153442997011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=608968153442997011&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/608968153442997011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/608968153442997011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/03/geldim-kaldm-gldm-ldm_05.html' title='Geldim / Kaldım / Güldüm / Öldüm'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-4807595357489445629</id><published>2008-03-05T17:40:00.000+02:00</published><updated>2008-03-05T17:43:02.088+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özel Bölüm'/><title type='text'>Surpriz</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-c6bc65a1fa10754d" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v5.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dc6bc65a1fa10754d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331655006%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D14EDF88CD1202124A4D10C4A2B2ADFD111B3D3DC.167254D517BF90E4AC881D0B2E55D7B1BCFAB9B6%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dc6bc65a1fa10754d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DbMxkSHYXiNQlQgbvuN35XN5-lUo&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v5.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dc6bc65a1fa10754d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331655006%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D14EDF88CD1202124A4D10C4A2B2ADFD111B3D3DC.167254D517BF90E4AC881D0B2E55D7B1BCFAB9B6%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dc6bc65a1fa10754d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DbMxkSHYXiNQlQgbvuN35XN5-lUo&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;Doğum günümde hazırlanan sürpriz :) Şehir dışında olan kızım ben dışardayken eve gelmiş oğlum ile iş birliği yaparak hazırlamışlar. Hoşgeldin prensesim.. Sarı gülleri sevdiğimi de nasıl bilirmiş :)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-4807595357489445629?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/4807595357489445629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=4807595357489445629&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/4807595357489445629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/4807595357489445629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/03/surpriz.html' title='Surpriz'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-725812768488103447</id><published>2008-03-03T23:35:00.005+02:00</published><updated>2008-03-04T01:11:15.678+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Kadının Adı Yok</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8xwPa_cYxI/AAAAAAAAAfw/xP5rkQpTZ0s/s1600-h/KadininadiYok.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5173633482187629330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8xwPa_cYxI/AAAAAAAAAfw/xP5rkQpTZ0s/s320/KadininadiYok.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; KADININ ADI YOK&lt;br /&gt;Duygu Asena&lt;br /&gt;Milliyet Yayınları &lt;em&gt;(heryerde Doğan Kitapçılık yazmasına rağmen benim kitabımın üzerinde yazan bu napiim)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Şubat 1998-ISBN 975-506-122-3&lt;br /&gt;53.baskı&lt;br /&gt;Kitabın Alındığı Fiyat: Etiket düşmüş :)&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih: 27.10.1998&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 182&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının Adı Yok, ilk defa 1987'de yayımlandı ve rekor kırarak bir yıl içinde 40 baskı yaptı. aynı yıl Nokta dergisinin düzenlediği 'Doruktakiler' yarışmasında ve Boğaziçi Üniversitesi'nden 7000 öğrencinin katıldığı en başarılı kitap seçiminde en fazla oyu alarak yılın kitabı seçildi.Ne var ki Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, 1988'in nisan ayında kitabı küçüklere zararlı yayın ilan ederek poşette satılmasına karar verdi. Ancak yazar tarafından açılan dava sonucu, kitap 1991 yılında aklandı. Kadının Adı Yok aynı yıl Hollanda ve Almanya'da bu ülkelerin dillerine çevrilerek yayımlandı ve üst üste birkaç baskı yaptı. Hollanda'da ayrıca ikinci bir yayınevi tarafından cep kitabı olarak da basıldı. 1994'te de Yunanistan'da piyasaya çıkarak best-seller oldu. Duygu Asena bu kitabında, temiz, telaşsız, kıvrak anlatımıyla bir kadının yaşadıklarını, daha doğrusu cinsiyeti kadın olarak belirlenmiş, herkesin üç aşağı beş yukarı tanık olabileceği ortak bir macerayı, bir kadının ağzından anlatıyor.Bu kadın, küçücük bir kızın henüz yaşanmamış doğal meraklarından, aşklar, acılar, sahtekârlıklar, hırslarla dolu bir hayatın bazen hafif, bazen ağır kıpırtılarına kadar, kendi ayakları üzerinde durabilmek için mücadele ediyor.Bu kadın, pürüzsüz bir tenden kırışıklıklara uzanan zaman içinde kendisi için var olabilmeyi hedefliyor. Beceriyor da...Ne pahasına olursa olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kediler sokakta gördükleri ve hiç tanımadıkları dişi kedilerin etrafını sararlar, bekleye bekleye, sonunda ensesinden yakalayıp.... Sonra başka rastladıkları kediyi, sonra bir başkasını... Erhan'ı düşündüm... Hiç tanımadığı bir dişiyi, ensesinden yakalayıp (mecazi) .... &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kendimi düşündüm, hiç tanımadığım bir erkeğe gidip....&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ve bulamıyorum, aramızda ne fark var ki, ben bunu yapamam, o yapabilir. Ne fark var biz aşk diye tutturmuşuz, onlar sadece sevişmek? Onu gözümün önünde canlandırdım... Bir hayvan gibi...bir hayvan gibi...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;-----------------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hepimizinki gibi, benim de yaşamımın, mutluluğumun anlamı aşk, hepsi gibi onun yaşamının anlamı güç. Ve eksiklikler yaşamımda artacak artacak. Çoğalıp duran acabalar, iç sıkıntıları, yürek çarpıntıları. Ve geçip giden yıllar ve yokluklar, arayışlar, eksiklikler arttığı halde çekip gidememek. Bırakamamak hiçbir şeyi. Belki bir çocuk. Belki, o büyüsün de öyle giderim. Donuk bakışlarla, mutluyum sanarak, hep bir eksiklikle o büyüsün de, öyle diye geçip giden yıllar.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;-----------------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Genellikle uçak yolculuğunu yeğliyorum. Güya en rahatı bu, yolcular en azından el atmıyor, uçaktaki adamlar kültürlü, yalnız olan kadına ....... gözüyle bakmıyorlar. Ne gözüyle bakıyorlar peki? Uçakta genellikle iş adamları oluyor. Yanıma mutlaka bunlardan bir tanesi oturuyor. İş konuşarak dostluk kurmaya çalışıyorlar. Akşam beraber olabilir miyiz? Yalnız sıkılırsın bu kentte. Adamların hepsi evli. Onlar da işadamı, özgür, evli. Evlilik onlar için özgürlük kısıtlayıcı bir şey değil. İlişki kurmak istiyorlar, kuruyorlar. Sanki adamlar dayanılmaz, karşı konulmaz, olağanüstü kimseler. Hele paraları varsa. (öyle sanıyor kerizler)&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;------------------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir adam var, tek başına gelmiş. Şakacı, beni güldürüyor. Herkesi güldürüyor. Onun katıldığı gruplarda gülücükler açıyor. O da genel müdürmüş, başarılıymış, bekârmış. Hayret, bu yaşta bekâr adam. Aynı anda gitmeye davranıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;"Sizi evinize bırakayım, saat geç oldu" diyor. "Teşekkür ederim, arabam var, kendim giderim" diyorum. "Ama çok geç, korkmazmısınız" diyor. "Korkmayın, endişelenmeyin, korkunun sonu yok, ben alışığım" diyorum. Klasik biri ama çok sevimli.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ertesi gün sekreterim birinin aradığını söylüyor, hiç tanımıyorum, "bağla bakalım kimmiş" diyorum. Dün geceki adammış. Bu gece işim yoksa yemek yermiymişiz, bu da çok ama çok klasik. Ama olsun, çok tatlı bir adamdı. Gülüyorum, "peki" diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;O şık, mumlu, hafif müzikli, deniz kıyısı restoranlarından biri. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kalkıyoruz. "Hangimizin arabasıyla gideceğiz" diyor. "Nereye" diyorum. "Bir kahve içmeye gelmeyecek misin" diyor. Arabama biniyorum, camı açıyorum "kahve önermeseydin belki gelirdim ama midem o kadar dolu ki, kahve içmeye dayanamam şimdi" diyorum. (Sen de mi Aydın Bey, sen de mi, ) Gülüyor, anladı.Zeki adam. "Hadi hoşçakal" deyip, basıyorum gaza. Artık öğrenin, doğal olun. Yalancı, sahtekâr, yapay mahluklar... &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-725812768488103447?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/725812768488103447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=725812768488103447&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/725812768488103447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/725812768488103447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/03/kadnn-ad-yok.html' title='Kadının Adı Yok'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8xwPa_cYxI/AAAAAAAAAfw/xP5rkQpTZ0s/s72-c/KadininadiYok.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-3858395202233002555</id><published>2008-02-25T13:05:00.064+02:00</published><updated>2008-02-25T15:33:38.435+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ordan-Burdan-BirazdaŞurdan'/><title type='text'>Ne Güzeldir...</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;NE GÜZELDİR&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170876160084554194" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KkeJtgMdI/AAAAAAAAAXw/D1bWgJUz03Q/s320/mailbox2.gif" border="0" /&gt;Ne güzeldir dört gözle beklediğin bir haberin gelmesi&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KlBZtgMeI/AAAAAAAAAX4/htR_vLGNWuA/s1600-h/corek1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170876765674942946" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KlBZtgMeI/AAAAAAAAAX4/htR_vLGNWuA/s320/corek1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ağrının dinmesi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yıllar sonra bir gün biryerde çocukluğunda annenin&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;senin için yaptığı kurabiyelere rastlama&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KlqJtgMhI/AAAAAAAAAYQ/5VaBgcZ4psI/s1600-h/gunes3.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170877465754612242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KlqJtgMhI/AAAAAAAAAYQ/5VaBgcZ4psI/s320/gunes3.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yağmurdan sonra açan güneş&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Tuttuğun takımın ezeli rakibini yenmesi&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KuPptgM4I/AAAAAAAAAbI/jOu9L0jYvoY/s1600-h/kumsal3.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170886906092729218" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KuPptgM4I/AAAAAAAAAbI/jOu9L0jYvoY/s320/kumsal3.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8LBu5tgNWI/AAAAAAAAAe4/U6OWswTEEco/s1600-h/kizartmapatates.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170908333684569442" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8LBu5tgNWI/AAAAAAAAAe4/U6OWswTEEco/s320/kizartmapatates.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;bedeni denizin serinliğine bırakmak&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KrH5tgMxI/AAAAAAAAAaQ/FiS4E9YJ3_U/s1600-h/peynir1.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;Sabahları kızarmış ekmek kokusu ile uyanmak&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KxNZtgNCI/AAAAAAAAAcY/R09u7h2nzG0/s1600-h/doktor3.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170890165972907042" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KxNZtgNCI/AAAAAAAAAcY/R09u7h2nzG0/s320/doktor3.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir doktor muayenehanesinin kapısından&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KtMZtgM2I/AAAAAAAAAa4/HjjvBPLmgyg/s1600-h/ciceksaksi4.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170885750746526562" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KtMZtgM2I/AAAAAAAAAa4/HjjvBPLmgyg/s320/ciceksaksi4.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir bahçenin onünden geçerken duyduğun hanımeli kokusu&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sabah uyanıp o günün tatil olduğunu hatırlamak&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KwrZtgNBI/AAAAAAAAAcQ/ZzS0Zmc_05o/s1600-h/sabit9.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170889581857354770" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KwrZtgNBI/AAAAAAAAAcQ/ZzS0Zmc_05o/s320/sabit9.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;Artık bitti" derken seni arayıvermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8K0N5tgNKI/AAAAAAAAAdY/OPJKotTvqBk/s1600-h/kapi3.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170893473097725090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8K0N5tgNKI/AAAAAAAAAdY/OPJKotTvqBk/s320/kapi3.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;şlı ana babanın hala çaldığınız kapının arkasında&lt;/p&gt;&lt;p&gt;yada hattın obür ucunda olması&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8K0uZtgNLI/AAAAAAAAAdg/5ov7WGDobxw/s1600-h/kedi62.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170894031443473586" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8K0uZtgNLI/AAAAAAAAAdg/5ov7WGDobxw/s320/kedi62.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir k&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8LAaptgNVI/AAAAAAAAAew/-wfJGZa8xPY/s1600-h/biber.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170906886280590674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8LAaptgNVI/AAAAAAAAAew/-wfJGZa8xPY/s320/biber.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;öşede birbirine sarılmış uyuyan kedi yavruları&lt;/div&gt;Evinden pişmekte olan yemek kokusunun yayılması&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8K4OJtgNUI/AAAAAAAAAeo/g3S00j5MdWQ/s1600-h/neon_cay.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5170897875439203650" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8K4OJtgNUI/AAAAAAAAAeo/g3S00j5MdWQ/s320/neon_cay.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Soğuktan titrerken eline tutuşturulan bir bardak çay&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Meteliksiz bir günde çoktandır giymediğin ceketin cebinden para çıkması&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Uzun sıcak bir çınaraltı&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sabahtan beri ayağını vuran ayakkabıları çıkardığın an&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Sudan bir sebeple küstüğün arkadaşınla barışmak&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yıkanmış ütülenmiş mis gibi kokan yatak takımlarının koynunda uyumak&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bir sandalın kenarına oturarak bacaklarını denize sallandırmak&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;En sevdiğin yemeğin ilk lokmasını ağzına aldığın an&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;EN ÖNEMLİSİ NEFES ALMAK&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;KONUŞMAK&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;DUYMAK&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;YÜRÜMEK&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;GÖRMEK&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ANLAMAK&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ne güzeldir arkadaşlarından, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;sevdiklerinden, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;sevgiliden alacağın sıcacık bir merhaba… &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;MERHABA.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Can Dündar&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-3858395202233002555?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/3858395202233002555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=3858395202233002555&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3858395202233002555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3858395202233002555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/ne-gzeldir.html' title='Ne Güzeldir...'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R8KkeJtgMdI/AAAAAAAAAXw/D1bWgJUz03Q/s72-c/mailbox2.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-3150568258797346638</id><published>2008-02-19T13:31:00.008+02:00</published><updated>2008-03-26T22:59:40.934+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>ODTÜ' den Geliyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7rE2ptgMSI/AAAAAAAAAWE/yyrLl67_rKU/s1600-h/odtÃ¼dengeliyorum.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168659965549752610" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7rE2ptgMSI/AAAAAAAAAWE/yyrLl67_rKU/s320/odt%C3%BCdengeliyorum.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; ODTÜ'DEN GELİYORUM&lt;br /&gt;Volkan Ertit&lt;br /&gt;Orient Yayınları&lt;br /&gt;Nisan 2006-ISBN:975-6124-16-4&lt;br /&gt;3.Baskı&lt;br /&gt;Kitabın Alındığı Fiyat:Etiket Yok&lt;em&gt;(Bana ücretsiz :)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih:Tarih yazmamışım fakat aynı yıl okumuş olmam lazım&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 232&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;"50. Kuruluş Yıldönümü’nü kutlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin, “öğrenci gözü”nden yazılmış bir kitabı hiç olmuş muydu bilinmez; amma velakin, “ODTÜ’den Geliyorum” bu yolda bir hoş geldiniz makasıdır. Yırtılın! ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu’ndan Volkan Ertit, kelimelerini nakşederken, yalın mı yalın, duru mu duru bir dil kullanıyor. Diyor ki; “Kendine saklarsan, kahraman olamazsın ki!” Kahraman olmakla bir derdi olmayan bir öğrenciden, su gibi akıp giden, gecenize-şarabınıza dost olacak bir kitap ODTÜ’den Geliyorum. Lakin, içinizdeki kahramanı fena halde uyandırabilir; öğrencilik hayatınızdan kareleri gözünüzün önüne getirmekle kalmayıp, sizin de bir iddia sahibi olmanızı körükleyebilir bu kitap. “Deneme” türünde kaleme alınmış olsa dahi, size bir şey iddia etmez ama kendi içinde dinamik sesler, “iç”ten iddialar ve iç sesler barındırır; “orada” olduğunuzu hissedeceksiniz. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin bir “Orta Doğu” okulundan çok bir “Orta Dünya” Teknik Üniversitesi olduğunu içselleştireceksiniz. Öğrencilik koridorlarından geçerken, başka bir öğrencinin zihninde “huzurlu” bir konuk olarak bulacaksınız kendinizi. Bir “öğrenci evi tadında”, kısa kısa, yarım yamalak, düşe kalka, bata çıka hikayeleri buradaki denemeler. Denemeden öğrenemezsiniz oyunun kurallarını. Savruk, aşık, samimi, içten, tutun(a)mayan ve dert sahibi bir kitap ODTÜ’den Geliyorum. Öyle ki, dışarıda da “ODTÜ'lü” olduğu için “yabancı”laşan bir anlatıcısı var. İsyan eden. Haydi öyleyse durma; sıkılmadan dökül, dökül ve oku bir solukta. Yastığının altında, bisikletinin eğerinde, dolabının derinliklerinde, çantanın diplerinde saklasan da bu kitabı; dokusunun ahengi gereği, yağmur yağıyorsa şemsiye olarak kullanmaktan da sakınmayacaksın. İstersen yak ve küllerini yazarına yolla, istersen yırt ve uçak yapıp uçur ODTÜ Devrim Stadyumu’ndan aşağı. Hiçbir hakkı saklı değildir. Kağıdının kokusu kağıt gibidir. Sırf kapağını sevdin diye aldığın kitaplardan olmasın bu kitap. Edebiyat dersi veren bir kitap da değil elindeki; edebiyat derslerine hep acele edip hep geç kalan bir kitap; irkilmene, enerjine, iç sesine ihtiyacı var fena halde:“ O zaman Türkiye kamuoyuna duyrulur; yurdumun namus bekçilerine sesleniyorum! Çıkın mağaralarınızdan! Namusunuzu kirlettiğini düşündüğünüz kim varsa öldürün! Hadi göreyim sizi yurdum delikanlısı! En namuslu, en efendi sizlersiniz. Varsa bir namussuzluk; bu, kadına ait olandır zaten. Tek başına kafeye ya da sinemaya gidince bir kadınımız – durun ben söyleyeyim – muhakkak ki erkek arayan bir orospudur o. - Orospu Musun da Askılı Giyiniyorsun? / ODTÜ'den Geliyorum - s. 184” &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;(Her bölümü her satırı zevkle okunabilen akıcı bir kitap. Kitabın tüm satırlarının altını çizmek istesemde, burada tüm kitabı veremeyeceğime göre ya şundadır ya bunda diyerek ufak alıntılar yaptım. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim :) Hele ki ODTÜ'lüysen, hele ki ODTÜ' de yaşamı biliyorsan sana çok şey hatırlatacak. Yok eğer ODTÜ'lü değilsen ODTÜ'lü olmanın ne demek olduğunu çok olmasada biraz anlayacaksın.)&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İki saattir kavga ediyorlar&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Adam oldukça kaba&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hakaret ediyor&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;O erkek çünkü&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Karısına &lt;strong&gt;"lan"&lt;/strong&gt; diye hitap ediyor&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....O bir adam&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;O bir erkek&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;O bir güç sahibi&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Kadın görüşmek istemiyorum&lt;/strong&gt; diyemiyor&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Acı gerçekleri yudum yudum içeriz &lt;/strong&gt;demiş Diderot&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Acı gerçeğin ne olduğunu bilmek dahi istemiyorlar&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;-------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yoksun...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yokum...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....Senin haricinde hiç kimse beni bu şekilde sevmemişti.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sadece seninle olan ilişkimde biliyorum karşılıksız sevildiğimi.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....Her geçen gün biraz daha zayıflıyordun.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sadece sen ve babam biliyordunuz niyesini.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....Senin dinlenmen gerektiği için hastaneye yatırıldığını söylemişti teyzem.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ben yine anlamamıştım aneyim...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Babam da yoktu yanımda.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sonra öğrendim.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Gece boyunca o kalmış seninle.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ev soğuktu aneyim.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ev sensizdi.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ben evsiz.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ben sensiz aneyim.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....Yok yok, gerek yok kimsenin bu gece benimle kalmasına.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Aneyime çok selam söyle ama tamam mı?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hep öp onu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hem söyle ki odamı toparlayabiliyormuşum artık.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir de Gülşah ile tanıştığımı söyle ona.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Gülşah kim mi?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sen bilmezsin.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Benle aney arasında.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ona da fazla ayrıntı sorma.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bana sözü var hiçbir şey anlatmayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hoşça kal babam.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Aneyim,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir tek senin gözlerinde değerli olurdu çelimsiz bedenim.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kendimi yitirdikçe sen var ederdin benliğimi.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hayatın seninle olan bölümünü sonsuzluk sanıyordum.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Senin yaşamını düşsel ahlâkımın kaynağı olarak kabul etmiştim.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Gitme aney...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yalvarıyorum gitme...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yalvarıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;--------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Korkuyordu hayattan. Akademisyen olmak istemesinin en büyük nedeni de bu korkusuydu. Hayat ona her göz kırptığında sarsılıyor, daha bir sarılıyordu derslerine. ODTÜ'nün dışında yaşayabilecek şekilde yetişmemişti. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;....Çıkmak istemiyordu ODTÜ'den dışarıya. Kuralların kağıtlarda değil direkt insanların beyninde işlediği bir açık hava hapishanesi istemiyordu. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;(ODTÜ'lü olmak böyle birşey işte, kuralların insanların beyninde işlediği dışarıdaki açık hava hapishanesine bir türlü ayak uyduramadım bende, onun için hep sıradışı diye isimlendirildim :)  )&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ve bizler onların büyük teyzeleri ne demişse ona göre davrandık. Toplum ayıplamasın diye kıyafet mağazalarından elbiselerimizi ona göre seçtik. Komşular ayıplamasın diye erkek arkadaşımız sadece okulda bizden silgi isteyen sınıf arkadaşından ibaretti.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hak,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hukuk,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kitap,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Saygı,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Namus...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hepsi ama hepsi nasıl da endeksliydi bizim haricimizde yaşayan komşuya, öğretmene, amcaya, dayıya, yaşlı teyzelere, orta çağda yaşayan tarikatcılarımıza,...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Birileri bizim namuslu olup olmadığımıza karar veriyordu büyük teyzesinin kuralları ile.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....Karşı komşunun kızının eve kaçta geldiğini dikizleyen çirkin insanlar dedikodu yapmaktan utanmıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....Yukarıda giydirilmek istenen gömlek dar gelir insana. Bir gecede meclisten geçen yasalar bir gecede geri alınabilirler. Bir günde gerçekleşen devrim başka bir günde bozguna uğratılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;-----&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ne demektir mahkemede ki iyi hali?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Neye göre ceza veriyorsunuz birilerine?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kimin bakışı daha masumsa o daha mı az ceza alıyor?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;"Mahkemedeki iyi hali göz önüne alınarak..."&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Şaka yapıyor birileri.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ablanızı kablo ile boğarak öldürüyorsunuz ve sonra naylon eritiyorsunuz suratında ama mahkemedeki hakim diyor ki:&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;"Çocuğum ben senin hal ve hareketlerini beğendim, çok cici biriymişsin. Bundan sonra da askılı giyenleri öldürmezsin olur biter. Hem askılı giymek ağır tahrike girer. Hadi güle güle...Hadi ben bıraktım seni. Ne de olsa mahkemede iyi hal gösterdin."&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yok hakimim yok.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bize demeyin "yasalarda ne yazıyorsa onu uyguladım" &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-3150568258797346638?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/3150568258797346638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=3150568258797346638&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3150568258797346638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3150568258797346638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/odt-den-geliyorum.html' title='ODTÜ&apos; den Geliyorum'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7rE2ptgMSI/AAAAAAAAAWE/yyrLl67_rKU/s72-c/odt%C3%BCdengeliyorum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-6144104415945328426</id><published>2008-02-17T23:13:00.015+02:00</published><updated>2008-02-18T01:58:46.020+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağım Solum Ebe SOBE'/><title type='text'>Nefesimi Kesecek Anlarla Sobelenmişim</title><content type='html'>Sevgili &lt;a href="http://elifcee.blogspot.com/"&gt;http://elifcee.blogspot.com/&lt;/a&gt; tarafından NEFESİMİ KESECEK ANLAR ile sobelenmişim. Elifcee'ye teşekkür ederim. Bu ilk sobelenmem ve umarım oyunu doğru anladım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok nefesimin kesildiği anlar var ki, hepsini resmettim fakat burada yüklemeye kalksam herhalde sayfalar almaz. Kuşlar, böcekler, kelebekler, ot ve çiçekler, sponten bir çocuk bakışı, doğa, gençler, annem(onun eski fotoğraflarına baktıkça kendimi görüyor olmam), Bir yazar bir şair ile tanışmış olmak adıma ithafen çok sevdiğim kitaplarımı imzalamaları, küçük küçük düştükleri notlar, çok istediğim bir şeyi başarmış olmak nefesimi kesiyor. Nefesimi kesen tek bir an dersek aşağıdaki fotoğrafı seçtim çünkü bu fotoğraf kelimelerle anlatılamaz, sadece yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168070296604782754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7isjZtgMKI/AAAAAAAAAVE/MuGkZjcPYLI/s320/DSC06789.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Birincisi ; İşte bunlar, bakalım kaç tanesi gerçek olacak...&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;İl il, köy köy, yöre yöre, dağıyla, tepesiyle, deniziyle tüm Türkiye'yi gezmek. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çekimine başladığım tüm dünya çocukları fotoğraflarıma daha yenilerini, daha fazlasını ekleyerek bir "Çocuk fotoğrafları" sergisi açmak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İçimde kopan fırtınalardan tutunda, bilinmeyen yönlerimi, sevdalarımı, hüznümü, hatalarımı, keşkelerimi , benden öte bir "ben" i anlatacağım bir roman yazmak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İsmimi yaşatmak adına, gelecek nesillere bırakabileceğim adıma bir kütüphane yapmak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Küçük otantik bir yerde pasta, börek, çörek ve yemeklerimi sunabileceğim bir işletmemin olması.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İkincisi; Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediklerim...&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Bağlama kursuna gitmek.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Folklor kursuna gitmek.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yağlı boya büyük boy tablomu yaptırmak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hayal ettiğim gibi olmasa da fırsatını bulduğum havuz başı cafe büfe işletmesini neden almadığımı bilmiyorum :)&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Üçüncüsü ; Bir daha dünyaya gelsem ve seçme şansım olsa…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Yine ben olarak aynı özelliklerde ve şimdi ki hayatımdan aldığım derslerin bilincinde olarak yeniden başlamak isterdim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Okurdum, okurdum, okurdum... Bir kaç üniversite bitirirdim..&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Evlenmek için bu kadar acele etmezdim :)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yine aynı çocuklara (oğlum ve kızıma) sahip olmak isterdim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gazeteci-yazar, avukat yada yargıç olmak isterdim&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p&gt;Düşünüyorum da kimi sobelesem :) Blogda çok yeniyim, blogcular arasında en dikkatimi çeken ve sevdiğim, daha çok mutfaktan tanışmış olduğumuz &lt;a href="http://eldaninannesi.blogspot.com/"&gt;http://eldaninannesi.blogspot.com/&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://soframdan.blogspot.com/"&gt;http://soframdan.blogspot.com/&lt;/a&gt; SOBE diyorum. Birde penceremden bakmanız gerekecek :) Elim sizde.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-6144104415945328426?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/6144104415945328426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=6144104415945328426&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/6144104415945328426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/6144104415945328426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/nefesimi-kesecek-anlarla-sobelenmiim.html' title='Nefesimi Kesecek Anlarla Sobelenmişim'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7isjZtgMKI/AAAAAAAAAVE/MuGkZjcPYLI/s72-c/DSC06789.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-3516822555191836930</id><published>2008-02-16T17:47:00.009+02:00</published><updated>2008-02-17T22:34:24.325+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Füreya</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7cbxZtgMJI/AAAAAAAAAU8/5kithZlXDvI/s1600-h/fureya.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167629632960213138" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7cbxZtgMJI/AAAAAAAAAU8/5kithZlXDvI/s320/fureya.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Füreya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Kulin&lt;br /&gt;Remzi Kitabevi&lt;br /&gt;Ocak 2000 ISBN: 975-14-0727-3&lt;br /&gt;46.Basım&lt;br /&gt;Kitabın Alındığında Fiyatı: 8500000 TL&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih: 31.12.2001&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 350&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şakir Paşa ailesinin bir üyesi olan sanatçı Füreya Koral'ın yaşamını konu olan biyografik özellikler taşıyan bir roman.Osmanlı aristokrasisine mensup bir ailenin kızı olarak doğup gerçek bir sanatçıya dönüşen, ilginç yaşamı ve ailesiyle başlı başına bir fenomen olan Füreya'nın yaşamı, arzuları ve aşkları, Ayşe Kulin'in sürükleyici kalemiyle yeniden hayat buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;(Kitaptaki gözlerimi yaşartan paragraf)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;...babasının sesini duydu.&lt;br /&gt;"Füreya, gel misafirlerimize 'hoş geldiniz' de "&lt;br /&gt;"İşte benim küçük kızım Füreya" dedi babası gururla. Çocuk önce ince bıyıklı adamın önüne gidip, reverans yaptı.&lt;br /&gt;"Hoş geldiniz efendim."&lt;br /&gt;"Bon soir, mademoiselle," dedi adam.&lt;br /&gt;"Bu beyefendi Fransızdır, onunla Fransızca konuş" dedi babası.&lt;br /&gt;"Soyez le bienvenu," dedi Füreya. Sonra göbekli yaşlı adama yürüdü.&lt;br /&gt;..."Hoş geldiniz efendim." Ona da reverans yapıp nihayet yüzünü henüz görmediği üçüncü adama döndü çocuk. &lt;strong&gt;Aman tanrım! Onlar nasıl gözler öyle. Masmavi, çakmak çakmak bakışlar, Füreya'yı delip yüreğine saplandı sanki. O hiç bu kadar güzel bir erkek görmemişti bugüne kadar.&lt;/strong&gt; Diğerleri, sarışın Fransız ve göbekli adam bir anda siliniverdi sanki. Odada sadece o vardı. O ve Füreya. Aliye, Aliye, Aliye... Burada olmalıydın... bu gözleri, bu yüzü sen de görmeliydin...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Siz Fransızca biliyorsunuz demek, küçük hanım?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Evet efendim."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ne zaman öğrendiniz?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Onunla annesi hep Fransızca konuştu da. Ana dili gibi, Türkçeyle birlikte öğrendi aslında," dedi babası.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Annesi Fransız mı?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Hayır. Türktür."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Başka marifetleriniz de var mı, küçük hanım?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Keman."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Keman çalıyorsunuz öyle mi?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Evet efendim."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Kaç yaşındasınız?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Füreya, 'onsekiz, ondokuz,yirmi,' demek istiyordu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Dokuz," dedi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Okula gidiyor musunuz?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Evet."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Aferin. Keşke her Türk kızı sizin gibi lisan ve müzik bilse. Kim bilir belki bir gün..." dedi, mavi gözlü adam.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;"Resim de yapıyorum," dedi Füreya fısıldayarak.&lt;br /&gt;"Kızım, yemeklerimizi yavaş yavaş masaya taşı bakalım."&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Füreya, hâlâ o bakışların tesiri altında, dizleri titreye titreye mutfağa döndü.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;... Füreya, başı geriye dönük, bakışları mavi gözlü adama dikili yürüyordu koridorda.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;... Bir ara, dayanamadı parmaklarının ucuna basa basa koridorda salona doğru yürüdü. Yaptığının çok ayıp olduğunun bilincindeydi ama&lt;strong&gt; o mavi gözlü adama bir kere daha bakmak istiyordu. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;...Odasına geri gitti ama ne keman çalabildi, ne resim yapabildi Füreya. Yatağına uzandı, o mavi bakışlı adamı düşündü hep. Bir gün evlenecekse, böyle bir kocası olmalıydı. Mavi gözlü. pelerinli. &lt;/strong&gt;Bir ara içi geçer gibi oldu, uyuyakaldı. Sıçrayarak uyandığında, sokak kapısının önünde vedalaşan misafirlerin sesini duydu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;...Füreya yerinden fırlayıp içeri koşmak, mavi gözlü adamı bir kere daha görmek istiyordu &lt;/strong&gt;ama, sokak kapısının kapandığını duydu. Koştu, pencerenin önüne dayadığı iskemlenin üzerine çıktı, &lt;strong&gt;bu kez camı açıp, aşağı sarktı. &lt;/strong&gt;Önce pelerinli adamın çıktığını gördü kapıdan.&lt;br /&gt;..."Aferim kızım, bana anneni aratmadın bu akşam," diyordu kafasını kapıdan içeri uzatan babası. Füreya camı kapadı, perdeleri çekti.&lt;br /&gt;"Babacım, kimdi onlar?" diye sordu.&lt;br /&gt;"Seyfettin Bey'i tanımadın mı?"&lt;br /&gt;"Tanıdım. ya öteki? Fransız değil de, &lt;strong&gt;öbür mavi gözlü olanı?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"O benim Harbiye'den sınıf arkadaşımdı. Adı, Mustafa Kemal'dir," dedi babası.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;---------&lt;/div&gt;Latife Hanım ve Mustafa Kemal, Hakkiye Hanım'ın İzmir'e taşınmasından kısa bir süre sonra evlenmişlerdi.&lt;br /&gt;Füreya, Atatürk'ün nikâhına çok gitmek istediği halde, Göztepe'deki köşke götürülmedi.&lt;br /&gt;...Emin Paşa ve Hakkiye Hanım, süslenip püslenip evden nikaha gitmek için çıkarken, Füreya ağlamamak için kendini zor tutuyordu.&lt;br /&gt;...Füreya yatmadı, annesiyle babasını bekledi. ...eve döndüklerinde kızlarını pencere önünde, dönüşlerini beklerken bulmuşlardı.&lt;br /&gt;"Haydi, lütfen anlatın. Latife Hanım'ın gelinliği nasıldı?" diye sordu Fireya.&lt;br /&gt;"Gelinlik değil, krem rengi bir elbise giyiyordu. Saçlarına bir tül takmış, eline de uzun saplı bir gül almıştı. Çok sade bir gelindi."&lt;br /&gt;...&lt;strong&gt;O, O nasıldı? Yakışıklı mıydı? Pelerini var mıydı?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hakkiye Hanım, kızının Mustafa Kemal tutkusundan haberdardı. Güldü.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Çok yakışıklıydı ve elbette pelerini yoktu. Lacivert kruvaze bir elbise giymişti."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;... "Ahhh!" dedi Füreya, "Keşke ben on yaş büyük olsaydım da onunla ben evlenseydim."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Füreya, abuk subuk konuşma. Bak, sana bir sürpriziğm var. Yarın akşam Paşa ile yeni gelini bizim eve yemeğe davet ettim. Onu yine yakından görebileceksin" dedi annesi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Füreya sevinçten deliye döndü. Ertesi günü zor etti. Ziyaret saati yaklaştıkça , elbiselerinin birini giyip ötekini çıkarıyordu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;...Yemekten sonra, &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;...Hakkiye Hanım, Füreya'ya kemanını getirip çalmasını söyledi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ne çalayım?" diye sordu misafirlerine.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ne istersek çalabilir misin?" dedi Mustafa Kemal.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Denerim."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Bach çalın."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Hangi konçertosunu?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Bu kız beni aşıyor Latif," dedi Mustafa Kemal&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Parça bittikten, alkışlandıktan ve her türlü iltifatı dinledikten sonra, odasına gitti, gümüş kakmalı kutusundan hatıra defterini çıkardı. Aşağı indiğinde ufak bir tereddüt geçirdi. Ya reddederse... Ama her şeyi göze alıp yürüdü.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Defterime benim için bir şeyler yazar mısınız efendim," dedi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal, Füreya'nın uzattığı defterle kalemi aldıve dizlerinin üzerinde, onu çok uzun yıllar etkileyecek olansatırları yazmaya başladı. Yazı,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Füreya Hanım," &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;diye başlıyordu, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Görüyorum ki siz çok çalışkan bir insansınız. Millet sizden çok şey bekliyor. Siz çalışmalı ve bir şeyler vermelisiniz memlekete."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Füreya, defteri, kutsal bir emanet gibi göğsünün üzerine bastırıp odasına çıktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-3516822555191836930?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/3516822555191836930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=3516822555191836930&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3516822555191836930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3516822555191836930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/freya.html' title='Füreya'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7cbxZtgMJI/AAAAAAAAAU8/5kithZlXDvI/s72-c/fureya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-6287625484011437185</id><published>2008-02-16T16:37:00.003+02:00</published><updated>2008-02-17T22:36:23.641+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Adı: Aylin</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7b195tgMGI/AAAAAAAAAUk/bLU6TZxA1r0/s1600-h/adÄ±aylin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167588066266722402" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7b195tgMGI/AAAAAAAAAUk/bLU6TZxA1r0/s320/ad%C4%B1aylin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; ADI: AYLİN&lt;br /&gt;Ayşe Kulin&lt;br /&gt;Remzi Kitabevi&lt;br /&gt;Temmuz 1997 ISBN: 975-14-0599-8&lt;br /&gt;16.Basım&lt;br /&gt;Kitabın Alındığında Fiyatı: Etiket düşmüş :)&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih: 29.08.1999&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 341&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;"...Yükseltilmiş sahnede kapağı açık, maun bir tabut duruyordu. Uzun bir sıra oluşturan insanlar, tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp, içlerinden dua ya da vada ederek, tabutun başından ayrılınca, yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerinin alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzenin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu. Katafalkın üstünde, dört bir yanı rengarek çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıydı..." &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İşte bu kitap, kökleri Giritli Deli Mustafa Naili Paşa'ya kadar uzanan bir ailenin kızı olan Aylin Devrimel'in fırtınalı yaşamının öyküsüdür.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;..."Hayatta gri renkler vardır,"dedi Nilüfer. "Hiçbir şey siyah beyaz değildir. Hele sevgiler hiç değildir."&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;----------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;..., peşinden koştuğu gerçek zenginliğin, dış dünyanın görkemli vitrinlerinde değil de insanların iç âlemlerinde bulunduğunu öğrenecekti.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;----------&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...Mişel akşamüstleri eve gelip klasik müziğini pkaba koyduğu zaman önceleri bu müzikten zevk alan, en azından zevk alıyormuş gibi gözüken Aylin, kendine bir kadeh şarap doldurup, çekip odasına gidiyor, kapısını da müziği duymamak için sımsıkı kapatıyordu. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...Evde de eskisinden çok daha az konuşmaya başlamışlardı. Başbaşa kaldıkları zaman gergin bir ortam oluşuyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...Mişel yıllardan beri güvendiği, dayandığı, inandığı ve sevdiği tek erkekti.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ondan asla vazgeçemezdi. Ama sıkılıyordu, SIKILIYORDU. Ruhu kanatlarını takmış, çırpınıp duruyor, bir türlü havalanamıyordu. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;..."Ben hayattan değil, tekdüzelikten kaçıyorum, asıl sen bunun farkında değilsin"&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;... Aylin'in kitabında kötü, ayıp, günah diye kavramlar yoktu. İnsanlar dünyaya, başlarına gelebilecek şeyleri yaşamak için geliyorlardı. Her şey gelebilirdi başlarına. Bu nedenle hoşgörülü olmak şarttı. Ayıplamak, kınamak yanlıştı.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-6287625484011437185?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/6287625484011437185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=6287625484011437185&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/6287625484011437185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/6287625484011437185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/ad-aylin.html' title='Adı: Aylin'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7b195tgMGI/AAAAAAAAAUk/bLU6TZxA1r0/s72-c/ad%C4%B1aylin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-1079069214112696159</id><published>2008-02-13T22:56:00.011+02:00</published><updated>2008-02-13T23:33:45.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüreğimi Titreten ŞİİRLER'/><title type='text'>Öğrendiklerimi bilerek yeniden başlayabilseydim eğer</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7NfPJtgLxI/AAAAAAAAAR4/I0GlEiHUsH4/s1600-h/Resim1.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;      ANLAR&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166571898479324914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7NZxJtgLvI/AAAAAAAAARo/e_aO3PcE0y0/s320/Resim1.gif" border="0" /&gt;Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İkincisinde, daha çok hata yapardım. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Temizlik sorun bile olmazdı asla. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Daha çok riske girerdim. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Seyahat ederdim daha fazla. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Daha çok güneş doğuşu izler, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Daha çok dağa tırmanır, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;daha çok nehirde yüzerdim.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Görmediğim bir çok yere giderdim. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yeniden başlayabilseydim eğer, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;yalnız mutlu anlarım olurdu. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Farkında mısınız bilmem. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yaşam budur zaten. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Anlar, sadece anlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Siz de anı yaşayın. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Hiçbir yere &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Gitmeyen insanlardandım ben. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yeniden başlayabilseydim eğer, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;hiçbir şey taşımazdım. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Eğer yeniden başlayabilseydim, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Çocuklarla oynardım, &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bir şansım olsaydı eğer. &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ama işte 85’indeyim &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ve &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;biliyorum... &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ÖLÜYORUM... &lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Jorge Luis BORGES&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-1079069214112696159?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/1079069214112696159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=1079069214112696159&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/1079069214112696159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/1079069214112696159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/rendiklerimi-bilerek-yeniden.html' title='Öğrendiklerimi bilerek yeniden başlayabilseydim eğer'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R7NZxJtgLvI/AAAAAAAAARo/e_aO3PcE0y0/s72-c/Resim1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-7479089702831630706</id><published>2008-02-07T19:40:00.000+02:00</published><updated>2008-02-08T12:42:37.864+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ordan-Burdan-BirazdaŞurdan'/><title type='text'>Çalışan Kadın Olmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uQnhCrIUI/AAAAAAAAAPE/DUtdiHq247s/s1600-h/kadÄ±n6.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164380406269288770" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uQnhCrIUI/AAAAAAAAAPE/DUtdiHq247s/s320/kad%C4%B1n6.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tCqhCrHVI/AAAAAAAAAHQ/1tqAs_bFyAo/s1600-h/eviÅ.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164294695901928786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tCqhCrHVI/AAAAAAAAAHQ/1tqAs_bFyAo/s320/evi%C5%9F.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Eskiden kadın olmak daha kolaydı. Kadınlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakarlardı. Sadece eşinin geliri düşükse çalışır ve çalışan kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa, evine bakamayacağı düşünülürdü, zaten kadın bekârken calışıyorsa, evlenince evinin kadını olurdu. 90'lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık calışmak ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce un&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tKaxCrHeI/AAAAAAAAAIY/5OKh3qNZxG4/s1600-h/Ã§alÄ±8Å.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164303221412011490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tKaxCrHeI/AAAAAAAAAIY/5OKh3qNZxG4/s320/%C3%A7al%C4%B18%C5%9F.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;iversite okumaya, sonra calışmaya başladı. Bu kadının hoşuna gitmişti. Çalışıyor, istediği gibi &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tNDBCrHhI/AAAAAAAAAIw/_C2vlGe5UwU/s1600-h/dans15.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164306111925001746" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tNDBCrHhI/AAAAAAAAAIw/_C2vlGe5UwU/s320/dans15.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;harcıyor, geziyordu. Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu. Yaşasın özgürlük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yükseliyordu. Zirveye ulaşmıştı. Birçok şirkette önce orta kademe, sonra üst kademe yönetici kadın oldu. Doksanların sonuna gelindiğinde şirketler yalnız ve işkolik 30 lu yaşlarında kadınlarla doluydu.. Bu calışan kadına yetmedi, çıtayı biraz daha yükseltti.&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tQPxCrHmI/AAAAAAAAAJY/3-HUaHQirJ4/s1600-h/48.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164309629503217250" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tQPxCrHmI/AAAAAAAAAJY/3-HUaHQirJ4/s320/48.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tUmRCrHpI/AAAAAAAAAJw/k7T-aWBDhgw/s1600-h/Ã¶gretmen2.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164314414096785042" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tUmRCrHpI/AAAAAAAAAJw/k7T-aWBDhgw/s320/%C3%B6gretmen2.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Artık hem evli ve hem de başarılı çalışan kadın olmalıydı. Çalışan kadın etrafına bakındı. Başarılı, paralı koca adaylarını gözden geçirildi. &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tb1BCrHqI/AAAAAAAAAJ4/Z9V5jCo9QuM/s1600-h/romantik1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164322364081249954" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tb1BCrHqI/AAAAAAAAAJ4/Z9V5jCo9QuM/s320/romantik1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adaylardan kel, şişman ve kısa boylu olanlar hemen elendi. İnce ruhlu, şaraptan anlayan, 14 Şubat'ta müthiş surprizler yapabilen, kimsenin bilmediği yerlerde başbaşa tatillere götüren, yaşamayı seven ve bol bol espiri yap&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tcshCrHtI/AAAAAAAAAKQ/sygsls8T2os/s1600-h/evleniyoruz6.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164323317563989714" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tcshCrHtI/AAAAAAAAAKQ/sygsls8T2os/s320/evleniyoruz6.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;anlar hemen kapışıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışından gelinlikler getirtildi. Otellerde muhteşem düğünler &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6teBhCrHvI/AAAAAAAAAKg/eKy2dG6wcJo/s1600-h/evleniyoruz1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164324777852870386" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6teBhCrHvI/AAAAAAAAAKg/eKy2dG6wcJo/s320/evleniyoruz1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;yapılıp, Maldivler'e yada Bali'ye balayına gidildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı. Gündüzleri toplantıdan toplantıya koştururken artık akşam yemeğini de düşünmeye başlamıştı. Akşam ne yenmeli, nereye gidilmeli, eşinin g&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tg3xCrHwI/AAAAAAAAAKo/o8roZqmO8AE/s1600-h/alisveris3.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164327908884029186" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tg3xCrHwI/AAAAAAAAAKo/o8roZqmO8AE/s320/alisveris3.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ömlekleri, pantolanları ütülü mü, kıyafetlerı kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alınacakların listesini çıkar, iş çıkışı git al, eve gel, akşam yemeğini hazırla....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan k&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t7chCrIDI/AAAAAAAAANA/4yiChkvWkuI/s1600-h/dinlenme2.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164357127546544178" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t7chCrIDI/AAAAAAAAANA/4yiChkvWkuI/s320/dinlenme2.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;adın artık mutluydu. Gece yatağı sıcacıktı. &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tjbRCrHxI/AAAAAAAAAKw/7J9huLGKtE0/s1600-h/13.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164330717792640786" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tjbRCrHxI/AAAAAAAAAKw/7J9huLGKtE0/s320/13.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Üzülünce derdini paylaşan, hastalanınca ona bakan, ağlayınca destek olacak bir omuza, göz yaşlarını silecek şevkatli ellere sahipti. 15 saat koşturmak kadına vız geliyordu. Etraf bu şekilde koşuşturan, ev ile iş arası çift vardiye çalışan kadınla doluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164332410009755458" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tk9xCrH0I/AAAAAAAAALI/gctju37QnP4/s320/anne.gif" border="0" /&gt;Zaman geçiyordu. Çalışan kadın 35 ine yaklaşıyordu. Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyarı vermeye başladı. Evet çalışan kadın hemen çığlıklar atmaya basladı 'Bebek de yaparım kariyer de ' diye...Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular. Çalışan kadınlar &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6toTBCrH4I/AAAAAAAAALo/aa3YhMLddwM/s1600-h/leylek1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164336073616859010" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6toTBCrH4I/AAAAAAAAALo/aa3YhMLddwM/s320/leylek1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ajandalarına ve işlerinin temposuna uygun zamanı seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya başladılar. 1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı,çalışan kadınlar hamileydiler.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tnuxCrH3I/AAAAAAAAALg/GciAw86BOME/s1600-h/leylek4.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164335450846601074" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6tnuxCrH3I/AAAAAAAAALg/GciAw86BOME/s320/leylek4.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışa&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t49RCrIBI/AAAAAAAAAMw/b4zYTc5p71E/s1600-h/hind_cevizi1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164354391652376594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t49RCrIBI/AAAAAAAAAMw/b4zYTc5p71E/s320/hind_cevizi1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;n kadın hem hamile, hem güzel olmak istedi.Hemen diyetisyenlere koşulup, özel hamile diyetleri alındı, bol bol kivi yenmeye başlandı. Eskisi gibi tatlı, turşu, börek, erik aşerilmiyor,karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden. Çalışan kadın çocuğunu eski usul büyütmeyecekti. Hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı, bir cok internet sitesine üye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarına yazılındı. &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uXxxCrIWI/AAAAAAAAAPU/QkYbOQhaB1w/s1600-h/ATT00010.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164388278944342370" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uXxxCrIWI/AAAAAAAAAPU/QkYbOQhaB1w/s320/ATT00010.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çalışan hamile kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğinin gelişimini. Bugün 43. gün, bebeğim üzüm tanesi gibi... 59. gün, parmakları oluştu... 89. gün, bugün ilk defa hıçkırdı... 210 uncu günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinletilecek.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6txcxCrH7I/AAAAAAAAAMA/2ZVQ9JCGlJs/s1600-h/jimnastik14.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164346136725233586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6txcxCrH7I/AAAAAAAAAMA/2ZVQ9JCGlJs/s320/jimnastik14.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;.. Sonuda mutlu gün geldi. Çalışan kadın artık anneydi. 3-4 aylık izinden sonra calışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde işbaşı yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu. Bebe&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t0XRCrH9I/AAAAAAAAAMQ/T6Q2WoIo9iM/s1600-h/26.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164349340770836434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t0XRCrH9I/AAAAAAAAAMQ/T6Q2WoIo9iM/s320/26.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;k büyüdükçe, sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini çocuğuna ayırdı. Artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya başladılar. Yaş günü partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol,tenis ve yüzme kurslarının biri bitiyor, diğeri başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan kadına bu da yetmedi. Artık hem çalışıyor, hem iyi bir eş olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapıyordu. Çalışan kadın çıtayı bir&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t-XBCrIEI/AAAAAAAAANI/lxSAbDy5RIo/s1600-h/ekmek.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164360331592147010" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t-XBCrIEI/AAAAAAAAANI/lxSAbDy5RIo/s320/ekmek.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;kez daha &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uAHhCrIHI/AAAAAAAAANg/7GTg_P6mFJY/s1600-h/salata.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164362264327430258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uAHhCrIHI/AAAAAAAAANg/7GTg_P6mFJY/s320/salata.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;yükseltti. O artık evinde katkısız, sa&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t_RRCrIGI/AAAAAAAAANY/F2-SglXRNM0/s1600-h/biber2.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164361332319527010" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t_RRCrIGI/AAAAAAAAANY/F2-SglXRNM0/s320/biber2.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ğlıklı ekmekler, receller yapmalı, organik gıdalarla, vitamini bol sebze yemekleri ha&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t-dhCrIFI/AAAAAAAAANQ/ubyHy9gwKag/s1600-h/hamur.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164360443261296722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6t-dhCrIFI/AAAAAAAAANQ/ubyHy9gwKag/s320/hamur.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;zırlamalı, çocuğuna ve eşine özel günlerde pastalar yapabilmeli, bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi. Bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164364437580882082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uCGBCrIKI/AAAAAAAAAN4/a8bhIU7QLXQ/s320/pasta2.gif" border="0" /&gt; Evlerine ekmek yapma makinaları aldılar,toplantı aralarında bir birlerine yemek tarifleri vermeye başladılar, 'Dün nefis bir çavdarlı ekmek yaptım, istersen tarifini vereyim' 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptım. Evdekiler bayıldi. Bir akşam gelin de size de yapayım' Bakalım çalışan kadın bundan sonra çıtasını nereye yükseltecek?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uG6hCrISI/AAAAAAAAAO0/J_75tbKC4_E/s1600-h/birabardak16.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164369737570525474" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uG6hCrISI/AAAAAAAAAO0/J_75tbKC4_E/s320/birabardak16.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim erkeğe...Bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükse&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uFbxCrIPI/AAAAAAAAAOc/5ZqKLQlaGlA/s1600-h/tv12.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164368109777920242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uFbxCrIPI/AAAAAAAAAOc/5ZqKLQlaGlA/s320/tv12.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ltmedi. 80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira içiyor ve maça gidiyordu... &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164379611700338994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uP5RCrITI/AAAAAAAAAO8/6VCF-TNPUaI/s320/futbol.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;em&gt;(2008 gelindiğinde ne oldu dersiniz? Varmıdır bir yükselme? yoksa göbekleri mi büyümüştür? :)) )&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-7479089702831630706?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/7479089702831630706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=7479089702831630706&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/7479089702831630706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/7479089702831630706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/eskiden-kadn-olmak-daha-kolayd.html' title='Çalışan Kadın Olmak'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6uQnhCrIUI/AAAAAAAAAPE/DUtdiHq247s/s72-c/kad%C4%B1n6.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-5937126825769844270</id><published>2008-02-07T16:02:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T16:07:40.218+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Denemeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sPdRCrHTI/AAAAAAAAAHA/HCYuaGxeuPg/s1600-h/37405115.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164238393175645490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sPdRCrHTI/AAAAAAAAAHA/HCYuaGxeuPg/s320/37405115.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;DENEMELER &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Montaigne&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Türkçesi: Sabahattin Eyuboğlu&lt;br /&gt;Cem Yayınevi ISBN: 975-406-081-9&lt;br /&gt;30.Basım: Temmuz 1999&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih: 16.11.2006&lt;br /&gt;Kitabın Alındığı Fiyatı: Fiyat etiketi düşmüş&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 375&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Sabahattin Eyuboğlu ilk baskısının önsözünde, "Montaigne'den yapılacak her seçme, ister istemez, eksikerim ve keyfi olacaktır... Montaigne'in bahçesinden her geçişte insan çok değişik demetler yapabilir." diyordu. Dördüncü basımının önsözünde ise " bu son baskı için Montaigne'in bahçesinde bir hayli dolaştım yeniden. bir kez daha anladım ki, insan gibi tükenmez bir maden bu Denemeler." &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını çizdiğim satırlardan bazıları: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;....Montaigne, okumayı ve gezmeyi bir aşk haline getirmiş. Gezilerde en çok sevdiği şey, yabancı bir yerde uyandığı sabahlar, yepyeni şeyler göreceğini düşünüp sevindiği an olurmuş. Bildiği yerlere pencereden bakmak bile ona sıkıntı verirmiş. Kitapları da tıpkı gezer gibi okurmuş.&lt;br /&gt;....Kendimi olduğundan az göstermek, alçakgönüllülük değil, budalalıktır. Kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır.&lt;br /&gt;....Kendini olduğundan fazla göstermek de, çoğu kez gururdan değil budalalıktandır.&lt;br /&gt;....Aklımızın istediği şey, iştahımızın da aradığı şey olsun.&lt;br /&gt;....Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılmayı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler.&lt;br /&gt;....Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar?&lt;br /&gt;....Bre zavallı insan, az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki, bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun. Ne diye yeni çirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun? İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! o kadar rahatmısın ki rahatının yarısı sana batıyor.&lt;br /&gt;....Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıpta gittiğimize; onunla dolu kalır düşlerimiz.&lt;br /&gt;....Kırdım diyorsun zincirlerini;&lt;br /&gt;Evet, köpek de çeker koparır zincirini,&lt;br /&gt;Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak.&lt;br /&gt;....Her işin bütün koşullarını ve sonuçlarını arayıp hesaplayan adam karar vermekte güçlük çeker; orta bir kafa da işleri götürür, en iyi işçiler nasıl iş gördüklerini söylemekten aciz kimselerdir. Buna karşılık, yaptıklarını çok iyi anlatan kimselerin elinden iyi iş çıktığı pek görülmez.&lt;br /&gt;....Solon bir gün demiş ki Krezus'a: "Talih ne kadar güleryüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini; Çünkü insan hayatı kararsız, değişkendir; ufacık bir eylem yüzünden bir durumdan bambaşka bir duruma geçiverir."&lt;br /&gt;....Vicdan içimize korku saldığı gibi, suçsuzsak rahatlık ve güven verir bize.&lt;br /&gt;....Bütün umudum kendimde. ....Bir başkasına bağlı yaşamak yürekler acısı ve belalı birşeydir. ....kendimiz bile güvenilir değiliz yeterince--asıl iş yürekli olmakta çünkü--&lt;br /&gt;....Kadınları türlü yollardan aldatıp azdırıyoruz, kısacası. durmadan hayallerini coşturuyor, dürtüklüyoruz, sonra da dişiliklerine lanet okuyoruz. Doğrusunu söyleyelim: Biz erkeklerin hemen hepsi kendi günahlarından çok karısının günahlarından gelecek ayıptan korkar; kendi vicdanından çok karısının vicdanı üstüne titrer (Aman ne fedakarlık!) tek karısı ondan daha iffetli kalsın da hırsız olmaya, yemin bozmaya, karısının adam öldürmesine, afaroz edilmesine razıdır herkes...&lt;br /&gt;....Talih insana bütün nimetlerini verse, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Bizi mutlu eden, bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varmaktır.&lt;br /&gt;....Ruhda ve bedende rahatlık olmadıkça, döşek rahat olmuş neye yarar? Vücudumuza bir iğne, ruhumuza bir dert girdimi, dünyalar bizim de olsa rahatımız kaçar. Kum sancıları bir başladımı, insan ne kadar devletli, haşmetli de olsa, tacını, tahtını, saraylarını unutmaz mı?&lt;br /&gt;....Zamanlarını en iyi kullananlarda bilgi ve görgü hayatla birlikte olgunlaşabiliyor.&lt;br /&gt;....Herkesin gözü dışardadır; ben gözümü içime çevirir, içime diker, içimde gezdiririm. Herkes önüne bakar, ben içime bakarım: Benim işim gücüm kendimledir. hep kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendimi tadarım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-5937126825769844270?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/5937126825769844270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=5937126825769844270&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/5937126825769844270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/5937126825769844270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/denemeler-montaigne-trkesi-sabahattin.html' title='Denemeler'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sPdRCrHTI/AAAAAAAAAHA/HCYuaGxeuPg/s72-c/37405115.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-7697808813974194599</id><published>2008-02-07T15:49:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T15:59:36.763+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sMqBCrHSI/AAAAAAAAAG4/NahlaKe07Yo/s1600-h/105696mutluluk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164235313684094242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sMqBCrHSI/AAAAAAAAAG4/NahlaKe07Yo/s320/105696mutluluk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Mutluluk &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zülfü Livaneli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Remzi Kitabevi&lt;br /&gt;Kasım 2002 ISBN: 975-14-0900-4&lt;br /&gt;20.Baskı&lt;br /&gt;Kitabın Alındığında Fiyatı:1250000TL (14.04.2003)&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih:7 Aralık 2007&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 343&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Günümüz Türkiye'sinin içinden bıçak gibi geçen bu romanda üç kişiyle tanışıyoruz.Van gölü kıyısındaki kasabada, tecavüze uğramış olan on yedi yaşındaki Meryem, evlerinin 'izbe' denilen ambarına kilitlenmiş durumda yazgısını düşünmektedir. İstanbul'un tanınmış profesörlerinden Harvard mezunu ve varlıklı İrfan Kurudal, Boğaz'a bakan evinde yaşamını kökten değiştirme planları yapmaktadır.Cemal ise Gabar dağlarında PKK takibinde, ateş altındadır. Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir raslantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar.Mutluluk hem bir dönem romanı; hem kentiyle kasabasıyla, İstanbul'u ve Ege'siyle bugünkü Türkiye'nin tanığı, hem de anlattığı kişilerin psikerimolojik derinliklerine ulaşan bir başyapıt. Meryem'i, İrfan'ı ve Cemal'i hiçbir zaman unutmayacaksınız.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;....bir çok arkadaşı gibi göğsüne soktuğu bir naylon alışveriş torbasıyla çıkıyordu operasyona.&lt;br /&gt;....Çünkü bir daha, Abdullahın kopan ayağını helikoptere atmak gibi bir dehşeti yaşamak istemiyordu.&lt;br /&gt;....Niğdeli Abdullah, ....Terhisine üç ay kala ....Ortalığa müthiş bir sessizlik çökmüştü; ta ki müthiş bir patlama yeri göğü inletene ve çevrelerindeki hava yırtılana kadar. Abdullah'ın üstüne bastığı bir mayınla uçmuş olduğunu gördüler. ....Cemal. Abdullahın başını kucağına aldı, şoka girmiş olan çocuk, "Gözüm, gözüm! diye haykırıyordu. "Gözüme bir şey kaçtı! çok acıyor!" feryatları yeri göğü inletiyordu. ....Sol gözü yok olmuş, yerinde kanlı bir oyuk kalmıştı. ....Komutan elindeki telsizle ....çabucak mevkilerini bildirip yardım istedi "Ağır yaralımız var! Helikopter gönderin!" "yalvarıyorum!" dedi komutan "yalvarıyorum bu aslanı alın"....Tam o sırada Cemal, Abdullah'ın bacağına baktı. Bacağın ucunda ayak yoktu; ....parçalanmış olan postal parçalarıyla birlikte ayak, kanlar içinde alışılmadık bir nesne gibi duruyordu.....Bir kaç asker Abdullah'ı Cemal'in kucağından aldı, helikoptere doğru götürdü;....Bu arada Cemal'de Abdullah'ın kopmuş ayağını aldı yerden, henüz sıcak olan bu vücut parçasını helikoptere doğru fırlattı.&lt;br /&gt;....Ama o günden sonra, göğsünde bir naylon torba taşımaya başladı. Bir daha bir arkadaşı mayına basarsa, parçalarını bu torbaya koyacaktı. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-7697808813974194599?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/7697808813974194599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=7697808813974194599&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/7697808813974194599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/7697808813974194599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sMqBCrHSI/AAAAAAAAAG4/NahlaKe07Yo/s72-c/105696mutluluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-1133820414731800178</id><published>2008-02-07T15:34:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T16:08:50.258+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sJJRCrHRI/AAAAAAAAAGw/X-cweYDwUYU/s1600-h/244029uzaklar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164231452508495122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sJJRCrHRI/AAAAAAAAAGw/X-cweYDwUYU/s320/244029uzaklar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;UZAKLAR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Can Dündar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İMGE Kitabevi Yayınları, 2002&lt;br /&gt;Okuduğum Tarih:09/04/2003 ve 30/12/2007 de 2 kere&lt;br /&gt;5.Baskı ISBN: 975-533-335-5&lt;br /&gt;Aldığım Fiyat: 6500000TL&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 197&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ah..! yollara çıkmak lazım şimdi...&lt;br /&gt;Geride tükenmez krizler, nafile rutinler, virane ilişkiler&lt;br /&gt;bırakarak yelkenleri şişirmek lazım...&lt;br /&gt;Doldurup bavula ertelenmiş coşkuları, rüzgârları&lt;br /&gt;sırtlamak, martıların peşine düşüp asfalt bilmez&lt;br /&gt;topraklara koşmak lazım...&lt;br /&gt;Serseri bir şişede imzasız bir mektup olup meçhul&lt;br /&gt;kıyılara vurmak lazım...&lt;br /&gt;Kış bastırdıkça baharın izini sürmek lazım...&lt;br /&gt;Unutulmuş paslı bir hançer gibi çekilmek kınından&lt;br /&gt;ve yollara sürtündükçe yeniden bilenip ışımak lazım...&lt;br /&gt;Ah..! gökten yıldız yağıyordur oralarda;dallar hazdan&lt;br /&gt;kırılıyordur.&lt;br /&gt;Şimdi uzaklarda olmak lazım...&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlardan Bazıları:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hiç kimsenin isteği dışında çalışmaya zorlanamayacağını&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;...."Huzur"&lt;br /&gt;....gece, saman yolunun kucağında, ahşap bir teknenin iniltilerini dinleyerek dalınan uykudaydı. Sabah alacasında dağların sınır boyları pembeleşirken uğurlanan yıldızdaydı.&lt;br /&gt;....İçimizdeydi...&lt;br /&gt;....Peşine düştüğümüz huzurun hiç de o kadar uzak, o kadar pahalı olmadığını keşfettik.&lt;br /&gt;....Güzel gözlü, eksikerim dişli çocukların kahkahasında...&lt;br /&gt;....Yalansız bir dost meclisinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;....keşfedilecek ülke, insanın kendisidir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-1133820414731800178?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/1133820414731800178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=1133820414731800178&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/1133820414731800178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/1133820414731800178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/uzaklar-can-dndar-imge-kitabevi-yaynlar.html' title=''/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6sJJRCrHRI/AAAAAAAAAGw/X-cweYDwUYU/s72-c/244029uzaklar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-3350099674971226773</id><published>2008-02-07T14:31:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T15:49:31.176+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Aslında Özgürsün</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164218077980335362" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6r8-xCrHQI/AAAAAAAAAGo/EmJK4ycj5yM/s320/AslindaOzgursun.jpg" border="0" /&gt; &lt;strong&gt;Aslında Özgürsün&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Duygu Asena&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Doğan Kitap&lt;br /&gt;22.baskı/ağustos 2006/ISBN:975-6612-14- 2 Okuduğum Tarih:27/12/2007&lt;br /&gt;Aldığım Fiyat:12 YTL&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 274&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Belgin ve Berna...&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;İki kadın... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;İki hayat... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Ve bir yolculuk... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Bir iç yolculuk... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Belgin ve Berna toplumun ve erkeklerin dayattığı ahlak anlayışına, tabulara karşı çıkıp özgürlüklerini, kimliklerini arıyorlar... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Ve de aşkı... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Evli ve umutsuz bir kadın olan Belgin ile aşka aşık Berna'nın, benliklerini keşfetme serüvenlerinde her kadın kendinden bir şeyler bulacak... &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Duygu Asena, bu yeni kitabında, iki kadının ekseninde kadın duygularını, kadın psikolojisini ve sorunlarını her zamanki duyarlı ve sürükleyici üslubuyla aktarıyor. Bizi kadın - erkek ilişkilerini yeniden düşünmeye çağıran Asena, okurlarına gene çok farklı bir pencere açıyor. &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlar:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....Kendimi beğendirmek için onlara sofralar mı hazırlamalıyım?&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....Herifler ayı değil ki insan, açık bir kadın görünce saldırmaları gerekmez.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....birine iltifat et canını al. ...Keriz gibi inanıyoruz el âlemin iltifatlarına.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....onlar (erkekler) bir kadın görünce ona kadın gibi bakıyorlar, insan gibi değil.....Biz böyle bakmıyoruz. Biz bir erkek görür görmez, orasına burasına bakıp incelemiyoruz....Ama bu herifler için her kadın sanki potansiyel yatak arkadaşı.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....bu salak erkeklere hiç güvenme, hepsinin eli şeylerindedir ve beyinlerine de oraları hükmeder, ...."Hükmeder de iş eyleme gelince pek bir şeye yaramazlar, ...akıl makıl aradıkları yok, akıllıysan sana sinir oluyorlar hatta...&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....Filmi ben seçersem ve adam beğenmezse vicdan azabından geberiyorum. İçimize işlemiş bu duygular, ille de onlar mutlu olacak. :))&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....-"Mutlu değil miydin Anneciğim" dedim..." Hep ikinci planda olmayı kabullenmek, hep uyum göstermek, hep karşındakini pohpohlamak ve kendini asla kavga etmemeye, sesini bile yükseltmemeye programlamak mutluluksa mutluydum" dedi.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....O zaman, gideyim yatak odasına diyorum, yorganı üzerinden çekip alayım, kolundan tuttuğum gibi kaldırayım, 'Dinle beni Erkan' diye bağırayım, 'ben rolümü bırakıyorum, bırakıyorum başkası oynasın yada bu karakter bitsin bu oyunda. Hem zaten yönetmen kim? Kim karar verecek buna? Var mı bizim oyunumuzun bir yönetmeni? Bana bu rolü kim biçmiş, söyler misin kim?'&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;...Yandaki, üstteki, alttaki komşular mı bana bu rolleri biçmişler? Yoksa ilkokuldaki öğretmenim mi? Amcam mı? teyzem mi? halam mı? dayım mı? Sen mi bu rolü biçtin Erkan? Kim? Niçin? nasıl?&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Yoksa...Ben mi? Kendim mi?&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Orada bir adam var içerde...&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Onunla konuşmak istiyorum. Bana saygı duysun, hayran olsun istiyorum. Beni özlesin.....&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Onunla el ele yürümek, ....&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Şurada bir adam var yanıbaşımda, hepsi bu...Sadece var...&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Ben bu rolü istemiyorum. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Rolümü bırakmam için ille de bir şeylerin yıkılması, kırılıp dökülmesi mi gerekiyor? İlle de bir hasar mı olmalı?&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Başka sahneler yok mu? Hep aynı saynede aynı rolü mü oynamalıyız?&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Bu sahneden çıkmak istiyorum. Seyirciler memnun, bırakmıyorlar. Alkışlar, alkışlar... ve ne kadar başarılısınız. vazgeçin canım, bakın herkes nasıl da size gipta ediyor...&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;....İstemediğim hiç bir şeyi yapmayacağım.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Ne derler o zaman? Bencil mi? Desinler....Bencil olmamak için yaşam boyu özveride bulunmak, hep kendinden vermek, onlar ne istiyorsa, öyle yaşamak gerekiyorsa...Yo hayır ben bencil olacağım.&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;'Mutlu son yoktur, çünkü son yoktur'&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-3350099674971226773?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/3350099674971226773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=3350099674971226773&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3350099674971226773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3350099674971226773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/aslnda-zgrsn.html' title='Aslında Özgürsün'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6r8-xCrHQI/AAAAAAAAAGo/EmJK4ycj5yM/s72-c/AslindaOzgursun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-161464162732648930</id><published>2008-02-07T11:47:00.000+02:00</published><updated>2008-02-07T16:01:10.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitaplarım'/><title type='text'>Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaydı</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6rWAhCrHOI/AAAAAAAAAGY/_39IGojyUAw/s1600-h/832640.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5164175227091623138" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6rWAhCrHOI/AAAAAAAAAGY/_39IGojyUAw/s320/832640.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kırmızıyı Seçtim, Aşk Mavinin Altındaydı!&lt;br /&gt;Mehmet Y.Yılmaz&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;2002 İnkılâp Kitabevi&lt;br /&gt;ISBN:975-10-1842-002-34-y-0051-0051&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Baskı&lt;br /&gt;Okuduğum tarih 21/06/2002&lt;br /&gt;Sayfa Sayısı: 364&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;"Aşık oluyoruz, çünkü beynimiz var; düşünüyor, hissediyor, tepki veriyor... Aşık olduğumuz şey, karşımızdaki insana beynimizin atfettiği değerlerin tümü. Kimine göre güzellik olabilir bu, kimine göre akıl, kimine göre uyum yeteneği. Ama sonuç olarak, beynimizin yarattığı bir hayale aşık oluyoruz. Aşkın gözünün kör olduğu önermesi bu nedenle doğru. Aşık, beyniyle görüyor çünkü, gözüyle değil. Aşık olan kişi, beyninin görmesini emrettiği şeyi görüyor; normal insan gözünün görebileceğinin çok ötesinde bir görüş alanı bu..."&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Altını Çizdiğim Satırlar:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Kadına 'cinsel ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan bir obje' olarak bakan...(ların) ...hayatında sevgiye yer yoktur.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Daralan gecede&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Boş yere aramak sevinci&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Beraberken acı yan&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Ayrılınca neden böyle çekici&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Aşıklar kavuşana kadar birbirlerine özen gösterirler. Yaptıkları bir davranışın, söyledikleri bir sözün nereye gideceğini hesaplarlar. Bu hesaplılık sevilen kişinin yüceltilmesini sağlar, ulaşılmazlığını vurgular. &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Erişilmezi elde etme isteği, tutkuyu iyice alevlendirir. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Kavuşmayı takip eden birlikte yaşama süreci, aşk yüzünden görülemeyen kusurların da ortaya çıkmasını sağlar. Alışkanlıklar eski özenin gösterilmesini angeller. O güne kadar kusurlarını görmediğiniz, diğrelerinden farklı olduğunu zannettiğiniz insanın aslında 'sıradan bir fani' olduğunu anladığınız anda aşkın bitiş süreci başlar.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Şeriat düzeni ile yönetilen ülkelerin hemen tümünde kadınlar ikinci sınıf varlıklar ve erkekler karşısında hiç bir hakları yok.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Bırakın çocukların velayeti ve miras hakkı gibi en temel konularda hak sahibi olmalarını, bazı ülkeler kadınların tek başına otomobil kullanmalarını, yanlarında aileden bir erkek olmadan alışverişe çıkmalarını bile yasaklıyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;O ülkelerde kadınlar için tek bir özgürlük var: Erkeğin kölesi olmak.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Pakistan'da kadınlara yönelik aile içi şiddet suç olmadığı gibi erkekler için bir hak olarak görülüyor. Karılarını öldüren erkekler buna 'haklı' bir gerekçe gösterdikleri zaman (başını açmak istemişti, komşunun oğluyla konuşurken gördüm gibi) ceza almaktan kurtulabiliyorlar. Pakistan bu özelliğiyle kocalara karılarını öldürme hakkı veren belki de tek dünya ülkesi.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Buttu'nun açtığı yoldan daha sonra Ziya ül Hak, Benazir Butto, Navaz Şerif ve şimdi de Pervez Müşerref geçti Bu yolculuk Pakistan'da kadınların giderek ikinci sınıf vatandaşlar haline döndükleri, toplumsal yaşamdan tecrit edildikleri bir sürece de işaret ediyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Elizabeth Stone "Çocuk doğurmaya karar vermek, çok ciddi bir iştir. Bu kalbinizin ebediyen bedeninizin dışında da atacağına karar vermektiré diyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;İstanbul'da bir anne 'bedeni dışında atan kalbi' durunca, hiç düşünmeden kendisini Boğaz Köprüsü'nün boşluğuna bırakıverdi.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;'Bedeni dışında atan kalp durunca' bedenindekinin çalışmaya devam etmesinin bir anlamı kalmamıştı.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;...bir çok erkek...kadınlara yönelik tacizi aslında bir tür 'hak' olarak görebiliyor...Bütün bunlar taciz ortaya çıktıktan sonra erkeğin geliştirdiği bir savunma taktiğinden ibaret. Kaldı ki kadın canı nasıl istiyorsa öyle giyinebilir, öyle gülebilir, öyle yaşayabilir. Bunlar bir başka erkeğe 'taciz hakkı' verdiği görüşü de aslında kadını ikinci sınıf bir yaratık olarak gören maço anlayışın sonucu.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;'Güzel yada havalı olmak, dikkat çekici giyinmek, gülümsemek, arkadaşça davranmak, birlikte iş yapmak, iş yemeklerine yada seyahatlerine gitmek' şeklinde özetleyebileceğimiz durumlar belli ki bir çok erkek açısından 'kuyruk sallama' olarak nitelenebiliyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;....&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Tacizler çoğu zaman yaşını başını almış, mevki sahibi insanlar arasından çıkıyor. Bir yandan işyerindeki hiyerarşik konumun verdiği üstünlük, öte yandan 'geçip giden hayatın farkına varmak' şeklinde özetleyebileceğimiz bir ruh durumu buna yol açan.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-161464162732648930?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/161464162732648930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=161464162732648930&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/161464162732648930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/161464162732648930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/02/altn-izdiklerim.html' title='Kırmızıyı Seçtim Aşk Mavinin Altındaydı'/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6rWAhCrHOI/AAAAAAAAAGY/_39IGojyUAw/s72-c/832640.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2857789695399254414.post-3959807466278593448</id><published>2008-02-01T01:46:00.001+02:00</published><updated>2008-02-18T02:39:08.710+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Etkinlikler'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JeUhCrGvI/AAAAAAAAACc/3wIuja8aO6E/s1600-h/240cak.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161791829479987954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JeUhCrGvI/AAAAAAAAACc/3wIuja8aO6E/s320/240cak.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giresun´daki yoksul köylüler, sizin icin öldük. Ege´deki tütün iscileri, sizin icin öldük. Doğu´daki topraksız köylüler, sizin icin öldük. Istanbul´daki, Ankara´daki isciler, sizin icin öldük. Adana´da paramparca elleriyle, ak pamuk toplayan isciler, sizin icin öldük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımsızlık, Mustafa Kemal´den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı icin kan döktük sokaklara .Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsınn dedik, sokak ortasinda sorgusuz sualsiz vurdular.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi…! Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarinda yankılanacak ey halkım, unutma bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüge adanmış bir top cicek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi, UNUTMA BİZİ ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Mumcu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;15. Adalet ve Demokrasi Haftası İzlencesinden görüntüler..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161797425822374674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 207px; CURSOR: hand; HEIGHT: 151px; TEXT-ALIGN: center" height="140" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JjaRCrGxI/AAAAAAAAACs/01eZzTrgS5M/s200/Tuncer+TERCAN.JPG" width="172" border="0" /&gt;Tuncer TERCAN&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161798761557203746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JkoBCrGyI/AAAAAAAAAC0/cMKsCOU2BgA/s200/B%C3%BClent+ORTA%C3%87G%C4%B0L.JPG" border="0" /&gt;Bülent ORTAÇGİL&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161799362852625202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JlLBCrGzI/AAAAAAAAAC8/dhPAGket52w/s200/Erkan+O%C4%9EUR-%C4%B0smail+Hakk%C4%B1+DEM%C4%B0RC%C4%B0O%C4%9ELU.JPG" border="0" /&gt; Erkan OĞUR-İsmail Hakkı DEMİRCİOĞLU&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161799916903406402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JlrRCrG0I/AAAAAAAAADE/AOL9d41FvAk/s200/Bulutsuzluk+%C3%96ZLEM%C4%B0.JPG" border="0" /&gt;Bulutsuzluk ÖZLEMİ &lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161803400121883474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6Jo2BCrG1I/AAAAAAAAADM/JNtuugV5PrU/s320/B%C3%BClent+ORTA%C3%87G%C4%B0L.JPG" border="0" /&gt;Bülent ORTAÇGİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2857789695399254414-3959807466278593448?l=asiyeninpenceresi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/feeds/3959807466278593448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2857789695399254414&amp;postID=3959807466278593448&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3959807466278593448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2857789695399254414/posts/default/3959807466278593448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://asiyeninpenceresi.blogspot.com/2008/01/ldrldk-ey-halkm-unutma-bizi-giresundaki.html' title=''/><author><name>Asiye</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15891847200329084970</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='28' src='http://bp0.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R5317hCrGkI/AAAAAAAAAAc/oysim5n8ZkQ/S220/ads%C4%B1z.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_nWJauNO2a5Y/R6JeUhCrGvI/AAAAAAAAACc/3wIuja8aO6E/s72-c/240cak.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
